25 Mayıs 2017 Perşembe
Takip Edin ,
Yazı OSMANLI DEVLETİ'NDE İLİM ADAMLARINA HİZMETTE SINIR KONMAMASI
16/08/2016 - 05:27:00

 Prof Dr. Yusuf Küçükdağ
Prof Dr. Yusuf Küçükdağ
OSMANLI DEVLETİ'NDE İLİM ADAMLARINA HİZMETTE SINIR KONMAMASI

İlim kazanılması zor bir konu olup, ancak sabır ve azimle çalışılarak elde edilir. Bu nedenle tarihin hemen her devrinde ilim adamlarının sayısı az olmuştur. Büyük devletler ve devlet adamları bunun için ilim adamlarına sahip çıkıp gerekli değeri vermişlerdir.

 

Selçuklular ve bunların devamı olan Osmanlılar, ilim adamlarından yararlandıkları sürece güçlenmişler, devirlerinde dünyanın en büyük devletleri olmuşlardır. Nitekim Osmanlı Devleti'nin kurucuları, Selçuklu ilim ve fikir adamları olup, daha başından itibaren duraklama dönemine kadar padişahlar onlardan yararlanmasını bilmiş, devletlerini yüceltmişlerdir. İlim adamının kolay yetişmediğinin farkında olan Osmanlı Devleti, devamsızlık yapmadığı ve kanunlara aykırı harekette bulunmadığı sürece, ölümüne kadar görevlerine devam ettirmiştir. Bu nedenle kuruluş ve yükselme dönemlerinde ilim adamları hep işlerinin başında iken vefat etmişlerdir. Nitekim beylik döneminde kurucu ekibin başında bulunan Edebalı, devlet adamı ve eğitimci olarak vefatına kadar işinin başında bulunmuştur. Ondan sonra Tursun Fakih eğitim-öğretim işlerine bakmış, bu görevi ölümüne dek sürmüştür. İznik’te kurulan ilk Osmanlı Medresesi'nin, Müderrisi Davud-ı Kayserî, İznik’te görevi başında vefat etmiştir. Yükselme Dönemi'nde de durum farklı değildir. Uzun süre müderrislik yaptıktan sonra şeyhülislâmlığa getirilen ünlü Türk düşünürü Zenbilli Ali Cemalî Efendi (Ö.1525), ikinci görev olarak Sultan Bayezid Medresesi Müderrisliğini de yürütmüştür. Çok yaşlı ve iş göremeyecek kadar hasta olmasına rağmen ölümüne kadar görevlerinden alınmamış; Kanunî, fetva işlerinin aksamaması için ulemadan Şeyh BahaeddinzadeMuhyiddinMehmed (Ö.1545)’i Şeyhülislâm Kaymakamı olarak atamıştır.Medreselerin bozulmasına paralel olarak ilim adamlarının niteliğinde düşüş yaşanmış, bu yüzden 17. yüzyılda sonucu idama varan acı olaylar yaşanmıştır. Bununla birlikte Osmanlı Devleti’nde eğitim işleriyle uğraşanlar, iş yapamayacak ve öğrenciyi zapt edemeyecek kadar ihtiyar ve hasta olmaları dışında ölümlerine kadar görevleri başında kalmışlardır. Bununla ilgili ilginç bir örneğin burada aynen verilmesi yararlı olacaktır. Haziran 1768 tarihli bir Hurufat kaydına göre, “Kır-ili’indeYarangömü kasabasında Evsat Mahallesi’nde Hacı Yakub Dede’nin binâ ve kendi ta’mîr eylediği mektebde yevmî nîm akçe ile mu’allim-i sıbyân olan Mustafa Pîr ve alîl olup ta’allüm ve sıbyâna bir dürlüiktidârıolmamağla ref’inden Hâfız İsmail’e nâibiSeyyid Hacı Ahmed arzıyla tevcih buyruldu.”

 

Sonuç olarak ilim adamlarının değerini daha kuruluş döneminde fark eden Osmanlı Devleti, onların bilgilerinden hayatlarının sonuna kadar yararlanmasını bilmiş; emekli ederek kenarda köşede boşa vakit geçirmelerine sebep olmamıştır.

Bu Yazı 2058 kez okundu
Yorum Yazın
Gönder
Namaz Vakti
Hava Durumu
KONYA
E-Dergi
Sayı 46
Sayı 45
Sayı 44
Sayı 43
Sayı 42

Sosyal Medya'da Biz

escort ankara escort hatay escort bodrum escort antalya escort kayseri escort bursa escort samsun escort istanbul escort adana porno